10 Ocak 2008 Perşembe

İnce zeka kusursuz cinayet

Aaron Hacker'in emlak bürosunun önünde New York plakalı kırmızı, spor bir
araba durdu. Arabadan inen şişman adam, büroya doğru yürüdü. Sıcaktan ter,
ince elbisesinin üstüne kadar çıkmıştı. 50 yasında görünüyordu. Yüzü
heyecandan kızarmış, fakat kısık gözlerindeki kararlı, donuk bakış değişmemişti.

İçeriye girince basıyla Aaron'a selam verdi. "Bay Hacker?" Aaron
gülümseyerek, "evet benim, sizin için ne yapabilirim. Bay..? " Şişman adam,
"Dill" diyerek kendisini tanıttı. "Zamanım çok az, hemen konuya girsek iyi
olacak." dedi. "Benim için de iyi olur Bay Dill. İlgilendiğiniz belli bir
yer var mı?" "Doğrusunu isterseniz, evet. Kasabanın kenarındaki eski bina."
"Sütunlu ev mi?" "Ta kendisi. Yanılmıyorsam üzerinde SATILIK tabelası var.
" Aaron kuru bir sesle, "Evet." Dedi. Bizim satış listemizdedir." Kalınca
bir defterin yapraklarını karıştırdı. Sonra daktilo ile yazılmış bir
sayfayı işaret etti: "160 yıllık bina. 8 odası, 2 banyosu, otomatik gaz
fırını, geniş terasları, çevresinde ağaçları var. Çarsıya, okula yakin.
750.000 dolar." diye okudu ve ekledi: "Hala ilgileniyor musunuz?"

Adam oturduğu yerde rahatsız olmuş gibi kıpırdandı. "Neden olmasın . Olumsuz bir yani mi
var?" Aaron, "Aslına bakarsanız," dedi. "Bu evi defterime yalnızca yaslı
Sade Grim'in hatırı için kaydettim. Ev asla onun istediği kadar etmez. Uzun
zamandır onarım görmemiş çok eski bir binadır. Kirişlerden kimi bir kaç yıl
içinde çökecek durumda. Bodrumu ise yılın yarısında su ile doludur."
"Öyleyse sahibesi neden bu kadar çok istiyor." Aaron omuz silkti. "Herhalde
kendisi için manevi değeri olacak. Çok eskiden beri ailesine aitmiş. "
Şişman adam gözlerini yerde gezdirdi. "Bu çok kötü." dedi. Başını kaldırıp
Aaron'a baktı ve çekingen bir biçimde gülümsedi. "Hoşuma gitmişti. O, nasıl
söylesem bilemiyorum, tam aradığım evdi." Aaron güldü. " 100.000 dolara
belki iyi bir alışveriş olurdu ama, 750.000 dolara... Sanırım Sade'in
düşüncesini de anlıyorum. Hiç bir zaman fazla parası olmadı. Kendisine
kentte çalışan oğlu bakıyordu. Sonra adam 5 yıl önce öldü. Onun için ev satmanın akıllıca
bir is olacağını biliyor. Fakat gönlü bir türlü evden ayrılmaya razı
olamıyor. Bu yüzden eve kimsenin almaya yanaşamayacağı bir fiyat koyuyor.
Böylece kendini avutuyor." Üzgün bir ifade ile başını salladı. "Dünya ne
kadar garip değil mi?" Dill soğuk bir sesle "Evet." dedi. Sonra ayağa
kalktı. "Kendisini bulup fiyatı biraz düşürmesini isteyeceğim."

Otomobilini Bn Grim'in evinin önündeki yıkık dökük çürümüş tahta
parmaklıkların önüne park etti. Evin çevresini tümüyle yabani otlar
kaplamıştı. Kapıya çıkan kadın kısa boylu, beyaz saçlı idi. Yüzündeki
hatlar, küçük inatçı görünüşlü çenesine kadar iniyordu. Havanın sıcak
olmasına karsın sırtında kalın, yün bir örme hırka vardı. "Bay Dill
olmalısınız."dedi, "Aaron Hacker buraya gelmekte olduğunuzu telefonda
söyledi. İçeri girmez misiniz?" Dill, "İçerisi korkunç derecede sıcak."
diye söylendi. "Öyleyse içeri girin. Buzluğa biraz limonata koymuştum.
İçeriz." İçerisi loş ve serindi. Pancurlar kapatilmisti. Eski tarz genis
koltuklarla dösenmis büyük bir salona girdiler. Yasli kadin ellerini sıkı
kenetleyerek sallanan bir sandalyeye oturdu. Sisman adam öksürdü. "Bn.
Grim, az önce emlakçiniz ile
konustum. " Kadin,"Tümünden haberim var." diye sözünü kesti. "Aaron
fikrimi degistirebileceginiz düsüncesi ile sizi buraya yollamakla
akılsızlık etmis. Dogrusunu isterseniz amacimin bu olduguna da pek emin
degilim." "Bayan Grim, sizinle biraz konusabilecegimi sanmistim." Bn.
Grim sallanan sandalyesini gicirdatarak arkasina yaslandi. "Konusmak için
para alinmaz, ne istiyorsaniz söyleyin." "Evet,haklisiniz." Adam beyaz bir
mendille yüzünün terini sildi. "Izin verirseniz anlatayim. Bir is
adamiyim. Bekarim.Uzun yillar çalistim ve iyi bir servet yaptim. Artik
dinlenmeyi hak ettim. Yasamimin sonlarini geçirebilecegim sakin bir yer
ariyorum. Burayi sevdim. Bir kaç yil önce Albany'ye giderken buradan
geçmistim. O zaman bir gün buraya yerlesebilecegimi düsünmüstüm. Bugün
kasabadan tekrar geçerken, burayi gördüm. Tam istedigim yerdi." "Burayi
ben de severim, Bay Dill. Böyle oldukça yüksek bir fiyat isteyisimin nedeni de bu
zaten." Dill gözlerini kaldirip yasli kadina bakti. "Oldukça yüksek bir
fiyat degil mi? Kabul etmelisiniz ki Bn.Grim, bu günlerde böyle bir ev en
fazla..." "Yeter." diye bagirdi kadin. "Bay Dill bu konuda sizinle
kesinlikle tartismak istemiyorum. Eger istedigim parayi vermeyecekseniz,
üzerinden durmayalim." "Fakat,Bn. Grim." "Iyi günler Bay Dill." Adamin
da ayni seyleri yapmasini belirten bir tavirla ayaga kalkti. Fakat adam
kalkmadi. "Bir dakika bayan, delilik oldugunu biliyorum ama, istediginiz
parayi ödeyecegim." Yasli kadin uzun süre adama bakti. "Emin misiniz, Bay
Dill?" "Kesinlikle, yeterince param var. Eger evi satmanizin tek yolu
buysa, parayi alacaksiniz." Grim hafifçe gülümsedi. "Sanirim limonata
iyice sogumustur. Size getireyim. Siz içerken ben de evi anlatirim."

Kadin elinde tepsi ile geriye döndügünde Dill yine mendille alnindaki
terleri siliyordu. Limonatayi zevkle yudumlamaya basladi. Yasli kadin
sallanan sandalyesine yaslanirken "Bu ev." Diye söze basladi. "1902'den
beri aileme aittir. Kasabadaki en saglam ev olmadigini da biliyorum. Oglum
Michael dogduktan sonra bodrumum su basti. O günden bu yana da bir türlü
kurutamadik. Aaron bazi yerlerin çürüdügünü de söylüyor. Yine de bu eski
evi severim. Bilmem anlatabiliyor muyum?" Dill, "Evet." dedi. "Michael 9
yasinda iken babasi öldü. Ondan sonra sikintilar basladi. Michael belki de
benden çok babasini özlüyordu. Çok vahsi ve hasin bir çocuk olmustu. Liseyi
bitirince kasabayi terkedip kente gitti. Çok hirsli bir insandi. Kentte ne
yaptigini bilmiyorum. Fakat basariya ulasmis olmaliydi. Bana düzenli para gönderirdi." Gözleri nemlenmisti.
"Kendisini 9 yil görmedim. Dokuz yil sonra geldiginde basi dertte idi.
Zayif ve yaslanmis bir durumda bir gece yarisi çika geldi. Yaninda
ufak,siyah bir valizden baska bir sey yoktu. Valizi elinden almak istedigim
zaman bana vurdu. Bana, annesine vurdu. Ertesi gün bir kaç saat için evi
terketmemi söyledi. Ne yapmak istedigini açiklamadi. Döndügümde valiz
ortadan yok olmustu. " Sisman adam gözlerini limonata bardagina dikmis
öylece dinliyordu. "O gece evimize bir adam geldi. Içeriye nasil girdigini
bilmiyorum. Michael'in odasindan sesler duydum .Oglumun içinde bulundugu
tehlikenin ne oldugunu ögrenmek istiyordum. Kapinin arkasindan dinlemeye
çalistim. Fakat yalnizca bagrismalar tehditler ve... " Bir an durakladi.
Omuzlari sarsiliyordu. "...ve bir silah sesi duydum." Diye devam etti.
"Içeriye girdigim zaman yatak odasinin penceresi açikti ve yabanci gitmisti.
Michael'im da yerde yatiyordu. Ölmüstü. Tüm bunlar bundan 5 yil önce oldu.
Ondan sonra polis bana olanlari anlatti. Michael ve tanimadigim o adam
birçok suç islemisler. Bir sürü yerlerden bir kaç milyon dolar çalmislar.
Michael parayi alip kaçmis. Parayi bu evde, hala bilemedigim bir yerde
saklamisti. Sonra diger adam hissesini almak için oglumu arayip bulmustu.
Paranin yok oldugunu görünce de oglumu öldürmüstü." Basini kaldirip adama
bakti. "Iste o zaman evimi 750.000 dolara satisa çikardim.
Bir gün oglumun katilinin dönecegini biliyordum. O bir gün gelip fiyat ne
olursa olsun evi almak isteyecekti. Bütün yapacagim, yasli bir kadinin
köhne evine bu kadar çok para vermeye razi olacak adami buluncaya kadar
beklemekti." Sandalyesini agir agir salliyordu. Dill bardagi yere birakti,
diliyle dudaklarini yaladi. "Uf!" dedi. Bu limonata çok aci..." Bakislari
canliligini kaybetti, hafif titreme ile basi, omuzunun üzerine cansiz düstü.
(Henry Slesar - Temiz cinayetler,Bütün Dünya Mayis 1999)

0 Comments: