14 Mart 2008 Cuma

Affetmeyi Bilmek

Affetmeyi Bilmek
Bir lise öğretmeni günün birinde derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:
“ Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?”
Öğrenciler çok sevdikleri öğretmenlerinin bu teklifini tereddütsüz kabul eder. “ O zaman” der öğretmen, “bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin” . Öğrenciler bunu da yaparlar.
“ Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!” Öğrenciler bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama, ertesi sabah hepsinin sıralarının üstünde patatesler ve torbalar hazırdır.
Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:
“ Şimdi bugüne dek affetmeyi istemediğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.”
Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur.
Öğretmen, kendisine “Peki şimdi ne olacak?” der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: “Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde… Hep yanınızda olacaklar.”
Aradan bir hafta geçmiştir. Öğretmen sınıfa girer girmez denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlar:
— “Öğretmenim, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.”
— “Öğretmenim, patatesler kokmaya başladı. İnsanlar tuhaf gözlerle bakıyor bana artık.”
— “ Hem sıkıldık, hem yorulduk…”
öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:
“Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz. Halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir…”

0 Comments: