14 Nisan 2008 Pazartesi

Can Dündar'dan bir yazı

bir sure sonra,

bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasindaki

ince farki ogrenirsin,

ve askin yaslanmak,

birlikte olmanin da guvende olmak

anlamina gelmedigini ogrenirsin,

ve opucuklerin sozlesme

ve hediyelerin de vaat olmadigini ogrenmeye

baslarsin,

ve yenilgileri

basin dik ve gozlerin acik karsilamaya baslarsin,

bir cocugun uzuntusu ile degil, bir yetiskinin

zerafeti ile,

ve herseyi bugunu dusunerek yapmayi da ogrenirsin

cunku yarin ile ilgili hersey belirsizdir.

bir sure sonra gunes isiginin yakici oldugunu

ogrenirsin

eger fazla maruz kalirsan

bu yuzden,

baska birisinin sana cicek getirmesini beklemeden

kendi bahceni yarat

ve kendi ruhunu kendin susle."

Beni ne kadar ça­buk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sa­na ne zor...

Sesimi, kokumu çe­kip alıvermek beynin­den, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken...

... seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakma­nı istemek senden...

... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...

... ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlik­te güneşlendiğimiz on­ca yazı, yanyana titreş­tiğimiz onca kışı, pay­laştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, ar­kandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...

... ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...

... yokluğunu beklemek, ne zor...

CAN DÜNDAR...

0 Comments: